Eğer Aşkın Bir Anadili Olsaydı Onun Aksanıyla Konuşurdu: ''Rocío Dúrcal''
Bazı sesler vardır, sadece havayı titreten bir frekans değil; kalbin en kuytu köşelerine sızan birer sızıdır. Rocío Dúrcal, o sızının vücut bulmuş haliydi. Sahneye çıktığında sadece bir şarkı söylemezdi; adeta ruhunun kapılarını aralar, İspanya’nın mağrur rüzgârlarını Meksika’nın yanık topraklarıyla birleştirirdi. Onun sesindeki o buğulu tını, bazen bir sabah çiğinin zarafeti kadar duru, bazen de bir fırtınanın kopuşu kadar hırçındı. O, kelimelerin yetmediği yerde notaların devreye girdiğinin en büyük kanıtıydı. Bir ayrılığı anlatırken sesi bir kâğıt kesiği kadar ince ve keskin; kavuşmayı fısıldarken ise güneşin teni ısıtması kadar sıcaktı. Rocío, sadece "Mariachi'nin Kraliçesi" değil, aynı zamanda aşkın, özlemin ve kederin en asil tercümanıydı. Şimdi gelin, bu eşsiz sesin zamansız yankısında, ruhumuzu o kadife perdelerin arasına bırakalım. Kalbimizin Kırıklarını Onaran Notalar Rocío’nun sesi, her şarkıda farklı bir mevsimi yaşatır bize. Kimi zaman sırılsıklam bir yağ...